21 Mayıs 2012

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Yahoo Delicious

Ahmet Eyüpoğlu

Web sitesi adresi:

Pazartesi, 26 Mart 2012 17:34

Hasret kaldım klavyenin tuşuna

Hasret kalmaya hasret kalınırmı,malesef öyle bir zamana geldikki haret kalmayı özler olduk.Evet şimdilerde hasret kalsak kalsak fecabook'a twittır'a hasret kalıyoruz.İki gün uzak kalsak klavyeden sevgiliye  hasret kalmış gibi oluyoruz.

Ya  eskilerde,eskiler derken öyle asırlar falan değil,15-20 yıl öncesinden söz ediyorum.10 yıl öncesine kadar bazı son derece insani vasıflarımız vardı ve teknoloji denen canavar bu duygularımızı sildi süpürdü.Öyleki bir zamanlar özlem duyduğumuz ve hasret acısı çektiğimiz o özlemleri,o acıları özler olduk.

Mesela ben sinema nedir bilmediğim zamanlarda,Okul Öğretmenimizin bütün okulu Trabzona sinemaya götürdüğü günü hiç unutamam,o keyif neydi ya Rabb,sanki uzaya gitmiştik.50 yıl geçmiş olsada o keyifi hep özlerim.Hele o yazlık sinemalar,ailece oturulur kolanı içer,yada alaska dondurmanı yersin,çekirdeğini çıtlatırken kâh kara Murat olursun,kâh Battal gazi.Kendini kara sevdaya tutulmuş Keremin yada Aslının yerine koyar acılar çekersin.Filimlerde olsa bile ben o acıları bile özledim.

Gurmete giderdik,mektuplar yazardık,özlemlerimizi hasretlerimizi döşenirdik satırlara,elimizi çizerdik içine baki selam acele cevap der öpüp verirdik postaya.Gideceği yere on,onbeş günde ancak varırdı.PTT derede olduğundan alacak olan dereye gidenleri sıkı sıkı tembihlerdi"aman bak bakalım bana mektup varmı" diye.on onbeş gün sonra gelen mektubuna kavuşunca sanki sevdi kavuşmuş gibi öpüp koklardı.

Helede Askerde oğlu eşi yada nişanlısı olanın gözü dereden gelenlerde olurdu.

Ya Askerde olduğumuzda,postayı dağıtanın gözünün içine bakar,içimizden hadi benide hadi benide oku diye dualar ederdik.O ne hasretti o ne özlemdi.İsmin okundumu heyacan zirve yapardı.Artık demlik demlik çay feda olsun arkadaşlara.Asker mektubu beklemek bile nostalji oldu.Bir zamanlar dinlenmeler bir sigara içimi idi,şimdi dinlenmede bile telefonla Anasını eşini yada yavuklusunu arayabiliyor zamane gençleri,hemde görüntülü.İşe bak,Ana oğul görüntülü konuşuyor ana"oğlum terlemişsin terli terli oturma  hasta olursun"diye çıkışıyor.

Gurbetçi kardeşlerimiz geri kalırmı hiç,Avrupada,Afrikada,Arabistanda hatta Sibiryada çalışsa bile istediği kişiyle nerede olursa olsun  çalışırken bile rahatlıkla konuşabiliyor.

Yahu arkadaşlar şu teknoloji denen canavar hasretlerimizinde,özlemlerimizinde içine etti.Kim ne düşünür bilemem ama ben o mektupların kokusunu özledim.Hasret kalmaktan özlem duymaktan çektiğimiz acıları özledim.Dahası Hasret kaldığımız özlem duyduğumuz zamanları özledim.

Pazartesi, 18 Temmuz 2011 18:41

MELTEM GİBİ GELDİ GEÇTİ

Evet 9. Türkçe olimpiyatları tatlı bir meltem rüzgarı gibi ülkemizi yaladı geçti.

Nurculuk,Fetullahçılık,ne dersek diyelim,temelde İslami zemin üzerine inşa edilmiş bir oluşumdan söz ediyoruz.Tabiki temelinde İslam olan bir yapının menfi, müsbet eleştirmeni olacaktır,bundan doğal bir şey yok.

Ne varki sap saman karıştı.Bakıyorsunuz wıkıleks belgelerini yayınlarken çoğu zaman Ergenekon nedeniyle karşıt görüş takınan Taraf,Aydınlık Gazeterleri,söz konusu İslam,yada Fetullah olunca aynı manşeti atacak zaviyede buluşuyorlar.E buda onların görevi.Benim burada anlamakta zorlandiğim Türk Milliyetçiliğinden kimseye pay vermeyenlerin ve İslam kardeşliğinin en büyük savunucusu,hatta kendilerini Ülkenin Milli ve manevi yönden lokomotifi olduklarını söyleyenler,söz konusu Fetullah Gülen olunca (amiyane tabirle)tu kaka moduna giriyorlar.

Peki Nurcuların, yada Fetullahçıların yaptığı neki birilerini bukadar hoplatıyor.130 Ülkede binlerce okulda Türk bayrağını dalgalandırmakmı.Veya İstiklal marşını o Ülke çocuklarına öğretmekmi.Düşünebiliyormusunuz Afrikalı bir çocuk İstiklal marşının on kıtasını ezbere okuyor.Ey en Türk,Ey en Müslüman kardeşler,Kaçımız İstiklal narşının on kıtasını ezbere okuyabiliyoruz.

Buram buram Anadolu kokan türkülerimizi bir uzak doğuludan dinlemek,Çayda çıra oynayan Güney amerikalı çocukları izlemek,hele hele Ganalı çocukların,birer karadeniz uşağı gibi kemençe eşliğinde Trabzonumuzun oyununu oynadıktan sonra BİZE HER YER TRABZON demeleri sizleri bilmem ama benim tüylerimi diken diken etti.

Peki bunlar hangi Türke zarar verir.Zarar verse verse Türk islam düşmanlarına verir.Ama malesef öyle değil. Türküm doğruyum çalışkanım demekle Türk olunmuyor.Ülkemizde Türkçe sürekli erozyona uğrarken,Dünyanın 130 Ülkesinde Türkçe öğretılıyor.Eğer bu Türküm diyen birisinin kanına dokunuyorsa onun kanında bir sıkıntı var demektir.

Bizim çocuklarımız FESFUT larda,DÜRÜMTRAK larda,MANTIHUSA larda,ASROOM larda yiyip içip,SÜPER MARKET lerde, SHOOPHING  SENTUR larda FUUL TAYM vakit geçirirken,BUTİK mağazalarda DAMPİNK yapılan ürünleri kovalarken,Üniversitede kurulan ANFİ lerde ders dinlerken,ENTV,INTER STAR,ŞÖWTV leri PLAZMADAN seyrediyorsa ne mutlu Türküm diyene(!) deme hakkıda vardır değilmi.

CAFE BELAMİS te buluştuğu KANKİ siyle, bir yandan HAMBURGER lerini yiyip COCA COLA sını içiyorsa,bir yandanda POWER EM ini dinliyorsa tabiki ne mutlu Türküm deme(!) hakkına sahiptır.

Şakalar kaka olmadan dönelim mevzuya.İnsanlığa ,İslama  ve Türklüğe bu hizmetleri hiç bir beklentisi olmaksızın yapanlar,bunların karşılığında küfür derecesine varacak eleştirileri haketmiyorlar sanırım.Tabiki Türk islam düşmanları görevini yapacak,bu normal bir şey.Türklügünden ve inancından şüphe duymadığımız kişilerin tutum ve davranışları bu şekilde olmamalı.

Bakın,bu cematten ayyaş,kumarbaz,rüşvetçi,Vatana ihanet eden tek kişi varmıdır.Tabiki yoktur onun için güçlendikçe güçleniyorlar.

Bir büyük elçilik ateşesinin ağlayarak gittiği ülkelere gönüllü olarak giden eğitimcilerin amacı Türk ve İslama hizmetten başka ne olabilir ki.Daha düne kadar haritada yerini gösteremedikleri bir ülkenin diliyle dünyaya seslenişleri Türklüğe hizmetten başka nedirki.

Bu okullara çocuklarını gönderen anne ve babalar,çocuklarımız yüksek makamlara gelsin diye değil,öncelik çocuklarının Ahlaklı,inançlı,saygılı,seven sevilen,vatanına milletine bağlı birer fert olmasıdır.Biliyorlarki bu meziyetler bir insanda varsa zaten o hak ettiği yere gelir.

Şimdi bu okullarda gönüllü olarak görev yapan eğitimcileri terörist,o okulların oluşumunda önderlik yapan Fetullah hocayıda terörist başı ilan edenler,sizin eserlerinizi görelim.Toplu iğne kadar eseriniz varsa bilelim ve sizleride yazalım.

Kim ne derse desin herkes görevini yapacak.Her devrin Ebu cehilide vardır Ebu Bekiride vardır.

Perşembe, 30 Haziran 2011 21:11

AND İÇERİM

 


 

Lütfen orta şekerli olsun.Sanki kıtlık var,içecek başka bir şey yokta 550 si birden içe içe AND içiyorlar.İyi için afiyet olsunda şu yemin ne olacak,yada and içmeyi yemin yerine kim koyup ona göre tavır takınacak.

Şimdi burada kusur sadece onlardamı ? Adamlara önce AND içirip ondan sonra onlardan doğru milletvekili olmalarını bekliyoruz.Hiç eğri ağacın doğru gölgesi olurmu.

Yemin için meclise gelip hemen cayıyor AND içiyorlar.Yahu arkadaşlar adam gibi bir yemin etsenizde alay konusu olmasanız ya.Neymiş Anayasaymış,Meclis iç tüzüğüymüş,sanki mübarek ayet ,değiştirilemez.Değiştirmek istemediklerine göre,işlerine geliyor demekki.Şimdi kalkar değiştiririz de Kuran'a el basma falan gündeme geir,çarpılır marpılırız neme lazım böyle iyi gidiyor diyordurlar sanırım.

İlk meçliste bile yemin şöyleydi.VALLAHİ HİLAFET VE SALTANAT MAKAMLARI İLE VATAN VE MİLLETİN KURTULUŞU VE BAĞIMSIZLIĞINDAN BAŞKA BİR GAYE TAKİP ETMEYECEĞİM.diyordular.Vallahi dedikleri halde yeminlerini tutmayanlar,Bugün İnanmadiği Laikliğemi,Sevmediği Atatürkün ilke ve inkilapları üzerine yemin ettikten sonra o yemini bozsa ne yazar.

Vel hasil temsil yetkisinin hiç bu kadar yüksek olmadığı bir dönemde,şu AND içme işinede bir el atılmalı.Herkes inandığı değerler üzerine yemin etmeliki,doğru gölge beklediğimiz ağaç eğri olmasın.

007 casus