21 Mayıs 2012

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Yahoo Delicious

Cumartesi, 26 Kasım 2011 22:41

ÇOCUKLARIYLA İLGİLENMEYEN, SORUNLARIYLA İLGİLENİR...

Yazan  Mecit Hoca
Oy ver
(3 oy)

     Çocuk, Allahın insana verdiği dünya hayatının süsüdür. Sadece süs değil, insan neslinin geleceğinin çekirdeğidir. Yarının büyükleri, bugünün çocuklarından oluşacaktır. Yerimize geçip mirasımıza sahip olup unvanımızı devam ettirecek olan bu çocukların nasıl bir değer yargısına sahip olacakları,  bizi ilgilendirse gerek…

     İşte bu açıdan çocuklarımızın,  müspet eğitimine olduğu kadar dînî eğitim, ahlak ve beşeri münasebetler gelişimiyle de ilgilenmek, ihmal edilmeyecek bir zarurettir. Burada bir Müslüman olarak örneğimiz, Hz. Muhammed (SAV) dır. O, çocukları çok sever, 0nlara değer ve sorumluluk verir; hata yapınca da onları azarlamazdı. Hatta namazda ve camide de çocukların şımarmalarına kail gelirdi. Bu mevzuda bize hiç kimse, peygamberden daha güzel örnek olamaz! O’nu rehber etmeyenlerin başına , gör,  neler gele?

   Camilerimiz, medeniyete merkez, ilim ve irfana beşik,  İslamin sembolü,  Kâbenin şubesidir… Çocuklarımız da,  çör-çöpten sakındığımız,  can damarımız ve göz bebeğimizdir...  Biliyoruz ki,    Allaha giden yol, camilerden geçiyor.    Mevla, kullarını secdelerden seçiyor. 

     Bu gerçek ışığında bilinmelidir ki, namazdaki çocuğun, ayaklarının arasından arkaya baktığı secdenin anlamı, sırtımızdaki günah yüküyle bizim vardığımız secdemizden çok daha anlamlı ve derindir. Yanlış anlaşılmasın!  Din yolu, saf, ihlâs ve samimiyet yoludur. Unutulmasın ki gönülsüz yapılan aş, ya karın ağrıtır ya da baş… 

    Peki !.. Günümüz insanının Cami, Çocuk ve Cemaat kaynaşması nasıldır?  Hemen üzülerek belirtelim ki bu mevzuda karnemiz çok zayıftır. Camilerin en güzel süsü,  CEMAATTIR. Bunun da kaynağı, ÇOCUKLARDIR.  Ama  azarlanarak  camiden uzaklaştırılan çocukların vebalının altından kim kalkabilir ?. Millet, ulu bir çınar ise; çocuklar fidandır. Bu fidanı eğmeyin, bükmeyin, kırmayın.   Onları emanet edeceğimiz din gönüllüsü, onların gönlünü alır,  dine taşır;  dini alır, onların gönlüne taşır.

     Camiler, yüzlerinde rahmetten izlerle muzipçe davranan çocukların horlandığı, kovulduğu yer olmamalı. Hatalı davranıyorlarsa burada davransınlar; taa ki hatayı görüp izale edelim. Zira camiden uzaklaştırdığımız çocukların gideceği yerler, tekin yerler değildir. Hâlbuki onlar,  himayeye ve terbiyeye muhtaçtırlar. Aramızda kalmaları, daha ehvendir. Çocuk, dövüldüğü, kovulduğu yere giden kedi gibi değildir. O, başının okşandığı yere gider. Çocukların istikbalde vefalı olmaları, sevgiyle telkin edilir…

     Ey ! İnsanlar , Kemâlâtınıza  sonra bakar, saflarınızı  sonra sıklaştırırsınız. Şimdi kalbinizde çocuklara yer açın !  Büyütüp beslediğimiz, sokağa salıverip, sevgiyle ilgilenmediğimiz  gençlerin, başka kumandanların eline düşeceğini unutmayın !..

     Çocukların yetişme tarzına bir göz atalım:  Onlarla bir evde yaşıyoruz ama ortak bir telefonumuz bile yok, sanal âlemin esiriyiz… Çocuklarımız,  belki de hiç umurumuzda bile değil. Evde de  otel müşterileri gibiyiz;  aile kavramımız tar-u mar olmuş !..  Bu şekilde özden kopuş, zamanla aile felaketlerine yol açacak;  farkında değiliz ! 

     Öyle ihmalkârlıkları, ayyuka çıkanların, mutlu aile görüntüsü vermesine bakmayın. Memlekette yüzde kırka varan boşanma davaları, hangi imhalın sonucudur, ona bakın !.. Zira bugün çocuklarıyla alâkadar olmayanlar, yarın onların sorunlarıyla uğraşmak  zorunda kalacaklar !…

    Bakın, Anne ve babaya ‘’öf’’ bile demeyi yasaklayan dini anlayışa ayak uyduramayan gençlerin,  kurtuluş ve mutluluk planları farklı !  Onların hülyaları şu: Geri dünyanın insanları saydıkları anne ve babalarında bulamadıkları mutluluğu,  bir izdivaçta arıyorlar. Bir eş, kendilerini mutlu edecek sanıyorlar. Yazık!. Vefalı olmayı, kimse onlara kavratamamış.

     Dikkat ederseniz,  evlilikten sonra cicim ayları geçince, insânî ve  Îmânî  eğitim yoksulluğu, sorumsuzluk   ve beklenti doyumsuzluğu sebebiyle:  ‘’isabetsiz bir evlilik yapmışım‘’  diyerek,  bu düşünceyle,  içlerine birer kurt düşürüyorlar. İşte bundan sonra da olanlar oluyor…

    Artık gözden düşen,  değer verilip emek edilmeyen bir evlilik,  ne kadar mutluluk getirir ki... Siz hiç :  ‘’ bu tarla çoraktır, taşlıdır, kıraçtır… ’’  deyip ihmal ederseniz bu tarladan verim alabilir misiniz?  İşte maalesef gençlerimiz de aynı ihmalkârlığın kurbanı oluyorlar. Her ikisinin de hedefi, mutlu etmek değil de mutlu olmak olduğundan aradıklarını, karşı taraftan bulamayınca,  birbirlerinden ümit kesiyor ve kurtulmanın yollarını aramaya başlıyorlar.   

     Kendilerine zamanında aile,  vefa, kadirşinaslık ve sorumluluk bilinci verilemeyen bu gençler, UMUDU, başka bahar ve   başka izdivaçta aramaya karar veriyorlar. Anne ve babalarının  görüşlerinden fıfar edip birbirleriyle de MUTLU olamayan bu gençleri kim mutlu edecek ? !.

    İşte, dînî inanç, anane, gelenek ve göreneklerimize itibar etmesek olacağı budur... 

     Şer güçlerin,  gençlerimize hazırladığı muhtemel  uyuşturucu bataklığı, ahlakî çöküntü  vatan ve millet düşmanlığından bahsetmedim !. Onlar, zaten  ( Allah korusun )  apayrı bir felaket!.. Unutmamak lazım ki, kargayla arkadaş olanın burnu çöplükten  kurtulmaz !..

    Mecit  KÜÇÜKOSMAN - 05342352324

Yazarın Son Yazıları Mecit Hoca

007 casus